Doğaya sadık bir yaşamdan doğdu.
Şenyayla’nın hikâyesi rüzgârın yönü, yağmurun vakti, toprağın suskunluğu ve doğanın kendi bildiği düzenle başladı.
Beşparmak Dağı’nın sırtlarında, Baklan Ovası’na bakan bu topraklar uzun yıllar sessizdi. Biz o sessizliğe kulak vermek için geldik.
Burada çitleri kaldırarak işe başladık. İşlenmemiş arazileri unutulmaya yüz tutmuş geleneklerle uyandırdık. Doğaya sorarak, toprağın hatırladığı eski bilgiyi yeniden onurlandırarak…
Kekiğimiz rüzgârla kurur, güneşin altında acele etmez. Lavanta kendi kokusunu kendi taşır, biz yalnızca toplamaya yetişiriz. Defne yaprakları rüzgârın gölgesinde çıtırlaşır. Sumak dalında kararır, taş değirmende kendini bulur. Bademimiz kabuğunda tazeliğini saklar, cevizin yağı yağmurdan gelir. Koyunlarımız özgürce dolaşır, yoğurdumuzun tadı da bu özgürlüğün simgesidir. Balımız arının hangi çiçeğe konacağına karışmadığımız için böylesine saftır.
Şenyayla’da üretim müdahale etmeden yaşama sanatıdır. Toprağa ne katıyorsak söze de aynısını kattık. Hiçbir katkı, hiçbir hız, hiçbir hile yok.
Biz “çiftlik” olmayı hiçbir zaman sadece bir üretim alanı olarak görmedik. Şenyayla bir yaşam biçimidir. Yavaşlığı savunan, sadeliği sahiplenen, doğaya sadakati bir sorumluluk gören bir yaşam…
Doğaya sırt çeviren sonunda yönünü kaybeder. Bu yüzden ne yetiştirirsek yetiştirelim önce doğaya sorarız. Her kavanoz her paket her tane… Doğanın izin verdiği kadardır.
Şenyayla Çiftliği’nin hikâyesi aslında toprağın kendisinin anlattığı bir hikâyedir.
Bozmadan üreten. Büyütmeden yaşatan. Doğaya sadık kalan.
Her üründe her aromada her kokuda... Şenyayla’nın rüzgârı, güneşi, sabrı ve sözü saklıdır.
Şenyayla Çiftliği
Doğaya daima sadık.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.